Dava Tipleri: İptal Davası, Tam Yargı Davası - İdare Hukuku Ders Notu #3


Dava Tipleri: İptal Davası, Tam Yargı Davası (İYUK M.2)
İptal davası: İdari işlemlerin hukuka aykırılıklarının tartışıldığı davalardır. Bir işlemin hukuk aleminden kaldırılabileceği davalardır. Yani o işlemi hiç olmamış gibi en başa döndürecek şekilde kararların çıktığı davalardır.
Tam Yargı Davası: İdarenin faaliyeti sonucunda ortaya çıkan maddi olayın oluşturduğu zararın giderilmesine yönelik bir dava çeşididir. Dolayısıyla tam yargı davasına bir ölçüde  “tazminat davası” da denir.
Genelde idarenin faaliyetleri dolayısıyla zarara uğrayan kişilerin, bu zararın giderilmesi için açtıkları davalardır.
Eylemler tam yargı davalarına konu olabilirler.
İdari eylem: Başında işlem olmayan, bir işlemden bağımsız olarak idarenin ihmali ile ortaya çıkan zarar halidir. En fazla uygulaması idarenin eylemsizliğidir.
Sonuç olarak; iptal davalarında bir işlemin hukuka uygunluğunun denetlenmesi söz konusuyken; tam yargı davasında ise idarenin bir faaliyeti sonucu ortaya çıkan zararın giderilmesine yönelik talep söz konusudur.
İşlemlere karşı iptal davası açabilmekle birlikte bu işlem bir zarara da yol açmışsa, bu zararın tam yargı davası ile talep edilmesi mümkündür.
İdari sözleşmelerde hangi dava tipi söz konusudur?
İYUK Madde 2 – 1. (Değişik: 10/6/1994 - 4001/1 md.) İdari dava türleri şunlardır:
a) (İptal: Ana.Mah.nin 21/9/1995 tarih ve E:1995/27, K:1995/47 sayılı kararı ile; Yeniden Düzenleme: 8/6/2000 - 4577/5 md.) İdarî işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan iptal davaları,
b) İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları
c) (Değişik: 18/12/1999-4492/6 md.) Tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar
Burada 3 muamele tipine göre hangi dava türü söz konusu olacağını ayrı ayrı izah etmiştir. Yani idari 3. Bir dava çeşidimiz yoktur. Sözleşmelerle ilgili açılabilecek davalar kural olarak; ya iptal davasıdır, y tam yargı davasıdır.
Eğer bir sözleşme maddesinin iptali isteniyorsa iptal davası şeklinde açılması gerekir.
Sözleşme kaynaklı özel hukuk kişisinin uğradığı bir zarar söz konusu ise tam yargı davası şeklinde açılması söz konusu olacaktır.
Anayasa m.125- İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır.
Bu maddeye göre; idarenin bazı uyuşmazlıklarının idari yargı alanı dışına çıkarılması mümkündür. Bunun klasik örneği; Kabahatler Kanunudur. Kabahatler Kanunu’nun yaptırımlarından biri idari para cezasıdır. İdari para cezasının verilme yetkisi kanunla adli yargı organlarına verilmiştir.
Bir başka ihtimal olarak da “uluslararası tahkim yolu” söz konusudur. “Bu sözleşmeden doğan uyuşmazlıklar tahkim yoluyla çözülür.” Diyorsa artık biz o sözleşmenin tarafı olarak idari yargıda dava açamayız.
İcrai olmayan işlemlere karşı idari dava açılabilir mi?
İcrai olmayan işlemlere karşı idari yargıda dava açılamaz. İdarenin her faaliyeti, her işlemi dava konusu olmayabilir. Örneğin; hazırlık işlemleri, gösterici işlemler, iç düzen işlemleri vs. Bu tarz işlemler, kişilerin hakları üzerinde hukuki etki doğuracak düzeye gelmemiş işlemler olduğu için hazırlık işlemleri denir. Bu çerçevede, işlemin yeni bir hak doğuran hukuki etki yaratan yönü olmadığı için dava edilemez işlemler olarak kabul edilmiştir.
Bunun istisnası; iç düzen işlemleri kişinin temel hak ve özgürlüklerini etkiliyorsa iç düzen olmaktan çıkar. Yani tek başına hazırlık işlemini dava etmek mümkün değil. Hukuki etki doğuran bir karar dava edilirken hazırlık işleminin dava edilmesi mümkündür.
Bir başka husus; kural olarak özel hukuk kişilerine idari dava açılması mümkün değildir. İdari uyuşmazlıklar kural olarak idareye karşı ileri sürülebilecek davaları içerisinde barındırır.
Özel hukuk kişileri bakımından istisna ise; kamu hizmetini yerine getiren özel hukuk kişilerine karşı idari yargıda dava açılması söz konusu olabilir ama bu tartışmalı bir husustur.

İptal ve tam yargı davaları:

Madde 12 – İlgililer haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştaya ve idare ve vergi mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabilirler. Bu halde de ilgililerin 11. madde uyarınca idareye başvurma hakları saklıdır.
İptal davasıyla tam yargı davasını doğuran hukuki ve maddi sebep aynıysa yani idari işlem hukuka aykırı ve bu işlem uygulanırken aynı zamanda ortaya bir zarar çıktıysa, bunlar ortak kaynaktan beslendiği için ikisine karşı aynı anda dava açılabilmesi mümkündür.
Ya da önceden işlemin iptalini isteyip onun sonucuna göre tam yargı davası da açılabilir. Böyle bir durumda süreler konusunda farklı bir durum ortaya çıkmıştır. Önce iptal davası açarsanız, mahkemenin iptal davasıyla ilgili kararından sonra 60 gün içerisinde tam yargı davası açabilirsiniz.
DAVANIN KONUSU
İptal davasında konu, idari işlemin iptalidir. Bunun hukuktaki görünümü idari işlemin unsurlarına aykırılıktır.
Eğer davanın konusu bakımından bir belirsizlik varsa, neye dava açıldığı veya mahkemeden ne istendiği ortaya koyulmamışsa, mahkeme dilekçeyi reddeder.
Dilekçeler üzerine ilk inceleme:
Madde 14 – 1. Dilekçeler Danıştay’da Evrak Müdürlüğünce kaydedilir ve Genel Sekreterlikçe görevli dairelere havale olunur.
2. (Değişik: 2/7/2012 - 6352/53 md.) Bölge idare, idare ve vergi mahkemelerinde dilekçeler, evrak bürosunca kaydedilerek ilgili mahkemelere havale olunur. Dilekçe sahibine evrakın tarih ve sayısını gösterir ücretsiz bir alındı kâğıdı verilir.
3. (Değişik: 5/4/1990 - 3622/5 md.) Dilekçeler, Danıştay’da daire başkanının görevlendireceği bir tetkik hakimi, idare ve vergi mahkemelerinde ise mahkeme başkanı veya görevlendireceği bir üye tarafından:
a) Görev ve yetki,
b) İdari merci tecavüzü,
c) Ehliyet,
d) İdari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı,
e) Süre aşımı,
f) Husumet,
g) 3 ve 5 inci maddelere uygun olup olmadıkları,
Yönlerinden sırasıyla incelenir.
4. (Değişik: 5/4/1990 - 3622/5 md.) Dilekçeler bu yönlerden kanuna aykırı görülürse durum; görevli daire veya mahkemeye bir rapor ile bildirilir. Tek hakimle çözümlenecek dava dilekçeleri için rapor düzenlenmez ve 15 inci madde hükümleri ilgili hâkim tarafından uygulanır. 3. fıkraya göre yapılacak inceleme ve bu fıkra ile 5 inci fıkraya göre yapılacak işlemler dilekçenin alındığı tarihten itibaren en geç on beş gün içinde sonuçlandırılır.
5. İlk incelemeyi yapanlar, bu noktalardan kanuna aykırılık görmezler veya daire veya mahkeme tarafından ilk inceleme raporu yerinde görülmezse, tebligat işlemi yapılır.
6. Yukarıdaki hususların ilk incelemeden sonra tespit edilmesi halinde de davanın her safhasında 15. madde hükmü uygulanır.
Dilekçe mahkemeye sunulduktan sonra mahkemenin yaptığı ilk inceleme:
1)      Görevli ve yetkili mahkemede açılıp açılmadığına bakar.
2)      Ehliyet bakımından davacı olabilme şartlarına haiz mi ona bakılır. İptal davasıysa, iptal davasıyla menfaatinin ihlal edilip edilmemesi; tam yargı davasıysa hakkı ihlal edilmiş kişi mi ona bakılır.
3)      İdari davaya konu olabilecek ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığına bakarken aynı zamanda neyin dava konusu edildiğini de anlamaya çalışır. Yani hangi işlemin iptali isteniyorsa o işlemle ilgili şeyleri yazmamız gerekiyor ya da hangi olaydan dolayı zarar gördüysek o olayı yazmamız gerekir. Davanın konusu dilekçede iyi ve net bir şekilde ortaya konmazsa dava reddedilir.
Dava açıldıktan sonra konu; değiştirilemez, genişletilemez ya da daraltılamaz. Böyle bir durum söz konusuysa ayrı bir dava açılması gerekir. Yani dava açılırken ne talep edildiyse onunla bağlıdır, değiştirme imkânı yoktur. Tam yargı davasında bunun istisnası vardır ama iptal davasında yoktur.
·         Dilekçenin konu kısmında iptali istenen işleme dair kimlik bilgilerinin dilekçeye yazılması gerekir. Ancak bazen iptali istenen işlemin künye bilgileri elde olmayabilir.
Örneğin; bir eğitim-öğretim kurumunun yanına atık tesisi yapılacak. Burada öğrenciler okulun yanında kimyasal atık tesisi olmasının sağlık üzerine yaratacağı olumsuz etkileri düşünerek bu tesisin ruhsatının iptalini isteyebilir. Çünkü böyle bir menfaat bağı var. Ancak buradaki sorun; kimyasal atık fabrikasının ruhsatının iptali istenecek ama ruhsatla ilgili hiçbir bilgi yok. Yani ruhsatın; hangi belediye tarafından, kime, hangi tarihte verildi bilinmiyor. Öğrenciler burada üçüncü kişi durumunda olduğu için, bu ruhsatın iptalini isterken ellerine künye bilgileri yoksa, bu durum dava açma haklarına engel olmaz. Böyle bir durumda belirli, net olma unsurunun formülü duruma uygulanır.
Böyle durumlarda mahkemenin kabul ettiği şey; Elde künye bilgileri yoksa bile tarif edilebilecek bilgiler varsa, onların yazılması konu bakımından net olma şartının yerine getirilmesi açısından yeterli sayılır.
·         Zımni ret işlemi: Zımni ret işlemine karşı bir iptal davası açılırsa; dilekçede konu hanesine idareye hangi tarihte başvurulduğu yazılır.
Sonuç olarak; asıl olan konu unsuru bakımından net ve ne istenildiğinin belli olmasıdır. Eğer iptali istenen işlemin künye bilgileri yoksa; coğrafi anlamda tarif edilebilecek veya -olay örgüsü ise- olay kısaca anlatılarak belirli hale getirilir. Zımni ret durumunda ise dilekçenin idareye başvuru tarihi konu hanesine yazılır. Böylelikle hem konu belirli olur hem de dava açma süresi bakımından yapılacak hesaplamada aykırılık ortaya çıkmaz.
İdari davaların açılması:
Madde 3 – 2. Dilekçelerde;
a) Tarafların ve varsa vekillerinin veya temsilcilerinin ad ve soyadları veya unvanları ve adresleri ile gerçek kişilere ait Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası,
b) Davanın konu ve sebepleri ile dayandığı deliller,
c) Davaya konu olan idari işlemin yazılı bildirim tarihi,
d) Vergi, resim, harç, benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezalarına ilişkin davalarla tam yargı davalarında uyuşmazlık konusu miktar,
e) Vergi davalarında davanın ilgili bulunduğu verginin veya vergi cezasının nevi ve yılı, tebliğ edilen ihbarnamenin tarihi ve numarası ve varsa mükellef hesap numarası, gösterilir.

Tam yargı davasında ise, uğranılan zararın tazmini istenir ve dava dilekçesine bu zararın miktarının belirtilmesi gerekir. Örneğin; “Belediyenin açtığı çukura düştüm, zarar uğradı. İdare karşılasın.”  Denilemez, bu davanın konusu olmaz.
Maddi zarar bakımından da manevi zarar bakımından da mutlaka miktarın yazılması gerekir!!!
Dava açıldıktan sonra dava konusunun değiştirilmesi, genişletilmesi veya daraltılması mümkün değildir. Bunun istisnası ise tam yargı davasıdır. Çünkü bunun hakkaniyete uygun bir durum olmadığı zaman içinde fark edilmiştir.

Bazen uğranılan zararın maddi değerini, kişinin kendisinin tespit edebilmesi çok mümkün olmayabilir ya da sonradan, dava devam ederken maddi zararı arttırıcı yeni durumlar ortaya çıkabilir. Dolayısıyla 2013 yılından sonra İYUK’ta değişiklik yapılmıştır:

Etiketler: iptal davası ve tam yargı davası, idare hukuku iptal davası tam yargı davası, idari eylem nedir, hangi dava tipi, idare hukuku dava tipleri, tam yargı davası nedir, iptal davası nedir, idare hukuku tam yargı notları, idare hukuku iptal davası notları, idare hukuku ders notları


Yorumlar