Anayasa Mahkemesi Bireysel Başvuru - Anayasa Hukuku


ANAYASA ŞİKÂYETİ (BİREYSEL BAŞVURU)

2010 Anayasa değişikliği ile birlikte getirilen, temel hak ve özgürlükleri Anayasa Mahkemesi’ne taşıma yoludur.
Anayasa madde 148 ile korunur ve düzenlenir:
MADDE 148/1 – Anayasa Mahkemesi, kanunların, kanun hükmünde kararnamelerin ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Anayasaya şekil ve esas bakımlarından uygunluğunu denetler. Anayasa değişikliklerini ise sadece şekil bakımından inceler ve denetler. Ancak, olağanüstü hallerde, sıkıyönetim ve savaş hallerinde çıkarılan kanun hükmünde kararnamelerin şekil ve esas bakımından Anayasaya aykırılığı iddiasıyla, Anayasa Mahkemesinde dava açılamaz.

TERMİNOLOJİK HATA
‘’Bireysel başvuru’’ ifadesi terminolojik açıdan yanlıştır. 2010 yılından önce bu yola doktrinde ‘’anayasa şikâyeti’’ denirdi ve doğru olan da buydu. Bir defa bu yolun üretildiği yer Almanya’dır, 49 Alman Anayasasında üretilmiştir. Kökeni itibariyle doğru olan ifade, anayasa şikâyetidir.
Bireysel başvuru dediğimizde özne sadece bireyler olarak algılanır. Ancak hakkın öznesi yalnızca bireyler değil, mesela dernekler ve tüzel kişilerdir. ‘’Bireysel’’ ifadesi insana özgü bir kavram. Bu bakımdan illa bir vurgu yapılmak isteniyorsa ‘’kişisel dava’’ denilebilirdi. Fakat bunun da bir eksikliği, kulak tırmalayıcı bir yanı var.
Bireysel başvuru geçmişte, İHAM’a yapılan bireysel başvuru olarak algılanırdı. Şu an bireysel başvuru denildiğinde, İHAM’ın mı yoksa AYM’nin mi kastedildiği muğlaklaşmış durumda. Dil ekonomisi itibariyle de hatalı. Bir sözcüğün tek başına bir kavramı anlatabiliyor olması önemlidir.
Bir diğer terminolojik hata ise madde 148’de, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi denilmektedir. Resmiyette böyle bir sözleşme yoktur. İHAS, Resmi Gazetede; Ana Hürriyet ve Hakların Korunmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi olarak geçer. Düz bir pozitivizmle böyle bir metin yok bile denilebilir. 2010 Anayasa değişikliği bu bakımdan büyük bir ciddiyetsizlik örneğidir.

KİŞİ BAKIMINDAN YETKİ


Gerçek Kişiler İçin Bireysel Başvuru

Özne herkestir. Herkes dediğimizde, kes dediğimiz şey Kürtçede ve Farsçada kişi demektir. Yani herkes, her kişi demektir.
İnsan hakları çağında aslında herkesin kişi olduğu söylenir. Ancak daha teknik bir boyut vardır. Kişi, hukukun vermiş olduğu bir statüdür. Hukuk sahnesinde rol olmanın ön koşuludur. BM Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi'nde de böyle ifade eder. Hannah Arendt kişiliği, hak sahibi olabilme hakkı olarak tanımlar.
Latincesi personadır. Latincede persona maskeden gelir, etimolojik açıdan da hukuk sahnesinde rol alma anlamına işaret edilebilir. Tiyatro sahnesine çıkmak için de bir maskeye sahip olmak gerekir. Aslında kişilik de bir maskedir. Antik Yunan’da da bu böyledir.
Geçmişte kadınların, kölelerin, çocukların kişilik statüsü hakkında kısıtlamalar olsa da günümüzde insanların tamamı kişidir. Yabancı veya vatandaş olma durumları da bir fark yaratmaz.

Bütün insanlar, bireysel başvuru yapabilmektedir. Vatandaşlar ve yabancılar yönünden tartışmalar vardır. Yabancılar yönünden de kural olarak sınırlamalar yoktur, çünkü anayasada pek çok hak herkese tanınmıştır. Türkiye’de işkence gören bir Nijerya vatandaşı bireysel başvuru yapabilir, Türkiye sınırlarındaki herkesin maddi ve manevi bütünlüğü vardır. Fakat İHAS madde 16, örgütlenme özgürlüğü ve toplanma hakkıyla bağlantılı olarak, yani bazı demokratik toplum düzeni hakları yönünden, yabancılara yönelik farklı muamele yapılmasına imkân tanıyan bir hüküm içerir. (Perinçek v. İsviçre davası) Bu hüküm oldukça dar yorumlanmalıdır. Kural olarak yabancıların da toplanma hakları vardır. Yabancı ve vatandaş arasında, kategorik ayrımlar yapılmamalıdır. Hatta ülkenin egemenlik ilkesi ve güncel politikası dışındaki konularda bir ayrım görmemek gerekir.
Bir parantez açalım: Mülteci ve sığınmacı aynı şey değildir. Türkiye’deki şu anki durumda kişiler mülteci değil sığınmacıdır. Sığınmacılar, mülteci olacakları ülkeyi bekliyorlar. Sığınmacı olan kişi de aynı haklara sahiptir kural olarak. Tutulma koşulları kötüyse, toplanmayı ve protestoyu sığınmacının gerçekleştirmesi kadar doğal bir durum yoktur.
Geçmişte AYM, yabancıların mülk edinmesine ilişkin sınırlamalar getiriyordu. Anayasada ise mülkiyet herkese tanınmıştı. Zamanla AYM, bu içtihadını değiştirdi. Konu daha önce İHAM önüne de taşındı.

Tüzel Kişiler İçin Bireysel Başvuru

Tüze, hukuk demektir. Tüzel kişi dediğimizde de hukuksal kişiden, varsayımsal olarak hukukun ona kişilik atfettiği bir yapıdan bahsedilir.

1-Özel Hukuk Tüzel Kişisi

Dernek, vakıf, şirketler, siyasi partiler. Bunlar bireysel başvuru yapabilirler. Ancak yapılacak başvuru kendi tüzel kişiliğine ait haklar bağlamında yapılmalıdır. Bir derneğin mülkiyetinin kamulaştırılmasına ilişkin bir durum varsa bununla ilgili başvuru yapabilir. Üyeleri adına başvuruda bulunamaz.
Her hak yönünden bu geçerli gibi görünür ama bazı haklar yönünden menfaat ihlali tartışması vardır. İdare Hukukunda dava ehliyeti, hak sahipleriyle sınırlı görülmez. Menfaat ihlali kavramı vardır. İdare bir işlem yaptı, iptal davası açılacak. Bu dava yalnızca hak sahipleri tarafından açılmaz, menfaati ihlal edilenler de açabilir. Tüketicilerle ilgili bir yönetmeliğe, Tüketiciler Derneği doğrudan derneğin haklarına ilişkin olmamasına rağmen menfaat ihlaline dayanarak dava açabilir.
İdare Mahkemesine dava açılabilir ama AYM’ye bireysel başvuru yapılamaz. Burada adil yargılanma hakkı gündeme gelir. İdare Mahkemesi davayı kabul edip sonuçlandırdıktan sonra, karar icra edilmezse bireysel başvuru yolu kapalı. Mülkiyet sahibi değil ama ilgili davada derece mahkemesi tarafından taraf olarak kabul edilmiş. Buna rağmen alınan kararın icra edilmemesi adil yargılanma hakkı ihlali midir? AYM buna olumsuz yanıt verdi. Fakat çok yanlış bir karar.
İş Hukukunda da böyle örnekler vardır. Sendikaların açtığı davalar kabul edilir fakat sonrasında sendikanın AYM’ye gitmesine izin verilmez.

2-Kamu Tüzel Kişisi

Devlet, üniversiteler, köyler, belediyeler, meslek örgütleri. Kural olarak, anayasa herkes demişse kamu tüzel kişileri de başvuru yapabilir. Fakat Anayasa Mahkemesi Kanununu yapılırken, bireysel başvurunun zaten kamu gücüne karşı yapıldığı ve kamu tüzel kişisinin yapacağı başvurunun; devletin devlete karşı yaptığı bireysel başvuru olacağı ileri sürüldü. Kamu tüzel kişilerinin bireysel başvuru yapamayacağı söylendi. Özellikle Burhan Kuzu bunu savundu.
Devletin devlete karşı dava açması eğer mümkün değilse o zaman İdari Yargı tamamen ortadan kalkmalıdır. Marmara Üniversitesi’ne dava açtığınızda ve üniversite bu davayı kaybettiğinde üst mahkemeye götürüyorsa; devletin üniversitesi, devletin mahkemesinin kararına dava açmış oluyor. Devletin devlete başvuru olmaz diyerek, bu temyiz hakkını nasıl İdari Yargıda elinden almıyorsak; aynı şey bireysel başvuruda da geçerli olmalı.
İkinci bir nokta ise tüm kamu tüzel kişilerinin devlet olarak görülemeyeceğidir. Meslek örgütleri örneğin devletle eşitlenemez. Belediyeler de aynı şekilde.
Karşılaştırmalı Anayasa Hukuku yönünden de mesela Almanya’da, kamu tüzel kişileri bireysel başvuru yapabilmektedir.
Anayasanın kendisi herkes demesine rağmen, kanunla yapılan daraltma başlı başına anayasaya aykırıdır.


Soru 1: Herkes bireysel başvuru yapabiliyorsa, televizyonu açıp anayasaya aykırı bir edim gören kişi de başvuru yapabilir mi? Bireysel başvurunun sınırları nedir?

Hayır. Çünkü temel hakka müdahale edilmesi ve kişisel mağduriyetin oluşması lazım. Kişisel, güncel ve doğrudan bir mağduriyet statüsü olmalıdır. Ancak kardeşim öldürülmüşse örneğin, başvuruyu ben yapabilirim ya da bir kişiye benim yanımda işkence edilmişse, yansımalı olarak mağdur sayılacağım için yine başvuru yapabilirim.
Mağduriyet güncel olmalıysa, gelecekte bir gün olacağı varsayımı üzerinden hareket edemeyiz. Fakat potansiyel mağduriyet kavramı önemlidir. Kesin olmamakla birlikte kesine yakın bir ihtimal varsa buna potansiyel mağduriyet denir ve başvuru konusu olabilir.
Örneğin bir kanun çıktı ve Taksim Meydanı’na kim çıkarsa öldürüleceği söylendi. Kişinin bireysel başvuru yapması için Taksim Meydanı’na çıkması ve öldürülmeyi beklemesi gerekmez. Potansiyel mağdur olduğunu ileri sürebilir.
İrlanda’da bir dönem homoseksüel ilişki hapis cezası gerektiriyordu. İHAM’a başvuran başvurucunun potansiyel mağduriyet statüsünü mahkeme kabul etti.
Türkiye’de de %10 barajıyla ilgili, Saadet Partisi gibi partilerin potansiyel mağduriyet iddiasıyla başvurusu oldu. AYM, güncel mağduriyet yok dedi ve başvuruyu esasa bakarak kabul etmedi.
Bir kararında ilkesel açıdan potansiyel mağduriyeti kabul etti. Fakat henüz içtihat yok.

Soru 2: Her türlü mağduriyet bireysel başvuru konusu olabilir mi?

Anayasanın hükmüne göre kişi, kamu gücü tarafından mağdur edilmelidir. Kamu gücü denildiğinde üç erk akla gelmelidir.
Mahkeme kararına karşı bireysel başvuru yapabilir çünkü bu da bir kamu gücü, yargı erki müdahalesidir. Olağan hukuk yolunun tüketilmesi şartı da olduğuna göre aslında her türlü temel hak yönünden yargıya gidilip, yargı kararına ilişkin bireysel başvuru yapılabilir. Kamu gücü kaçınılmaz olarak oluşur. Devletin pozitif yükümlülüğü vardır.
Yürütmenin eylem ve işlemlerine karşı idari yargıya gidildikten sonra o karara ilişkin başvuru yapılabilir. Yargı yolu kapalıysa, direkt gidilebiliyor olması gerekir.
Yasama ile ilgili konularda normalde başvuru yapılabilmesi gerekir. Çünkü kamu gücünün bir müdahalesidir. AYM Kanunu burada da daraltma yapmış. Kanunlara karşı bireysel başvuru yapılamayacağı söyleniyor. Bu da anayasaya aykırıdır. Ayrıca potansiyel mağduriyet durumu da olabilir.
Anayasa Mahkemesi Kanununa göre, anayasanın yargı denetimine kapattığı alanlarda bireysel başvuru yapılamaz.

Yargı Yoluna Kapalı Alanlar:

  • Anayasa değişikliğinden önce bunlardan bir tanesi Cumhurbaşkanının tek başına yaptığı işlemlerdi.
  • OHAL KHK’leri.
  • Düzenleyici işlem ve kanunlar
  • Yaş kararları
  • HSYK’nın bazı kararları ve YSK kararları
Özellikle HSYK ve YSK konusunda yanlış bir yorum yapmakta AYM. Diğerleri bir yerde anlaşılır şeyler, anayasa doğrudan yargısal denetime kapatmış ama YSK ve HSYK kararları yargısal kararlardır. Aslında onları bir yargı organı kararı olarak görmek lazım. Anayasa, YSK kararlarına karşı hiçbir merciiye başvurulamayacağını söyler. Zaten hiçbir merciiye başvuramadığımız yerde AYM’ye bireysel başvuru yaparız. YSK’yi seçim konusunda nihai bir yargı yolu olarak görmek ve kararlarının idare mahkemesine taşınamayacağı şeklinde algılamak gerekir. HSYK’nin durumu da aynı yorumla diğerlerinden ayrılmalıdır.
Ek olarak şunu akılda tutmak gerekir ki; YSK kararına karşı hiçbir merciiye başvurulamayacağı hükmü, 2010 değişikliği ile birlikte anayasa şikâyeti yolu oluşmadan önce; YSK kararlarının idari yargıya şikayet edilememesini güvence altına almak içindi. Hüküm, sistematik, amaçsal ve tarihsel olarak yorumlanmalıdır.



ANAYASA ŞİKÂYETİ VE ACTİO POPULARIS

Actio popularis, halk davasıdır. Roma’dan bu yana gelen bir dava türüdür ve Anayasa Hukukunda da karşılığı vardır. Macaristan Anayasasında var örneğin. Herkes, mağdur olsun olmasın, bir hak ihlali gördüğünde ona ilişkin başvuru yapabilir. Anayasa şikâyetinin farkı öznenin mağdur olması gerekliliğidir. Actio popularis de bir bireysel başvurudur. Literatürde bireysel başvurular esasen ikiye ayrılır; actio popularis (halk davası) ve anayasa şikâyeti.


BİREYSEL BAŞVURU KONU YÖNÜNDEN YETKİ
Anayasada çok sayıda hak var. Haklar kategorilerinin dışında; yasama, yürütme ve yargı başlıkları altında düzenlenen haklar da dahil olmak üzere, çok geniş bir hak kataloğu mevcut. Bu hakların her biri yönünden başvuru yapılabilir mi? Hayır, İHAS tarafından da güvence altında olmalı. Buna ortak koruma alanı denir. Anayasa ve İHAS’ın kesiştiği yerler yönünden bireysel başvuru geçerli sayılır.

Ortak Koruma Alanındaki Haklar:

  • Yaşam hakkı (İHAS 2, Anayasa 17)
  • İşkence ve kötü muamele yasağı (İHAS 3, Anayasa 17)
  • Zorla çalıştırma, kölelik, kulluk yasağı (İHAS 4, Anayasa 18 angarya yasağı)
  • Kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı (İHAS 5, Anayasa 19)
  • Adil yargılanma hakkı (İHAS 6, Anayasa 6, 36, 138, 137)
Şöyle bir fark var. Anayasa adil yargılanma hakkının öznesi olarak herkes ve her hak bağlamındadır, İHAS’ta ise suç isnadı altında olanlar ve medeni hak ve uyuşmazlıklar yönünden vardır. AYM burada iki küme içinden dar olanı, sözleşmedekini esas alıyor. Suç isnadı altındakiler adil yargılanma hakkı başvurusu yapabiliyorken, müştekiler yapamıyor.

Medeni uyuşmazlık bağlamında iki taraf da gidebilir fakat suç isnadında yalnızca sanık gidebilir.

  • Suç ve cezada kanunilik ve suç ve cezanın geriye yürümezliği (İHAS 7, Anayasa 38)
  • Özel yaşama saygı (İHAS 8, Anayasa 17, 20, 40, 41)
  • Din ve vicdan özgürlüğü (İHAS 9, Anayasa 25, 26)
  • İfade özgürlüğü
  • Toplanma özgürlüğü
  • Anayasada daha güvencelidir, izin almaksızın der. İHAS’ta izin almama konusu geçmez, içtihat yoluyla güvence altına alınmıştır.
  • Evlenme hakkı (İHAS 12, Anayasada açıkça yok ama ailenin korunması hükmünden çıkartılabilir.)
  • Sözleşmede ‘’men and women’’ diye geçer, yani erkekler ve kadınların evlenme hakkı. İtalya’daki son bir karara kadar yıllarca, bu kullanımın homoseksüel evliliğe güvence getirmesini engelleyeceği şeklinde algılanırdı. Anayasada daha geniş bir güvence vardır, homoseksüel evliliği de güvenceleyebilecek nitelikte olan ‘’herkes’’ terminolojisi kullanılmıştır. Kadınlar ve erkekler geçmez.
  • Etkili başvuru hakkı (İHAS 13, Anayasa 40)
  • Tek başına bireysel başvuru konusu yapılamaz. Bir hak yönünden etkili başvuru hakkı müdahalesi ileri sürülebilir. Bağlantılı bir haktır.
  • Ayrımcılık yasağı hakkı (İHAS 14)
Tıpkı İHAS 13 gibi, bir hak yönünden, bir hakla bağlantılı olarak ileri sürülebilir. Fakat sözleşmede böyle ifade edilmesine rağmen Anayasada böyle bir daraltma yoktur. AYM dar kısmı esas almaktadır. Sözleşmede yer almayan haklar yönünden, eşitlik ilkesi bireysel başvuru konusu yapılamaz der. Türkiye 12 nolu protokole (genel eşitlik) taraf olmadığı için böyledir.
Sözleşmeye ek protokoller var. Bu protokoller bireysel başvuru konusu yapılabilir mi? AYM Kanunu, Türkiye’nin taraf olduklarıyla sınırlı olmak üzere evet der. 1 nolu protokol önemlidir. Mülkiyet hakkı (Anayasa 35), eğitim özgürlüğü (liberal boyutuyla, felsefi endoktrinasyondan korunma olarak), serbest seçim hakkı (Anayasada her türlü seçim için varken, sözleşmede yasama organıyla sınırlıdır. Belediye seçimleri, referandum dâhil değildir.)
Ortak koruma alanı aranırken, AYM dar alandan hareket etmeyi tercih ediyor. Aslında bu sözleşmenin 53. Maddesine aykırı. Bu madde, İHAS’ın iç hukukun daha dar yorumlanmasının dayanağı, aracı olamayacağını söyler. Anayasa ve sözleşmeye bakıldığında isimler benzerse ortak koruma alanı sayılmalı, Türkiye’nin taraf olmadığı protokoller de anayasada zaten var olduğu için geçerli sayılmalıdır. (Tolga Şirin’in görüşleri) AYM bu görüşleri kabul etmez.
İHAM içtihatları da AYM tarafından kullanır.

MEKÂN YÖNÜNDEN YETKİ
Mesela Türk kamu gücü, sınır ötesi bir operasyona çıktı. Türkiye sınırları dışında bir Irak vatandaşını öldürdü. Bu Irak vatandaşı AYM’ye bireysel başvuru yapabilir. Türk kamu gücünün, Türkiye sınırları dışına taşmış olan eylemleri bakımından da sorumluluğu var. (İSA v. Türkiye davası, Kıbrıs vakasıyla ilgili davalar, birinci Öcalan davası)
Savaş hukuku tartışmalı olabilir. Türkiye’de savaş ve harekât/ operasyon sözcükleri birbirine karıştırılmaktadır. Savaşın hukuku ayrıdır, insancıl hukuk (humanitarian law) denir. Türkiye şu an suçla mücadele amaçlı bir operasyon içindedir. Operasyon hukuku yönünden, insan hakları olağan zamanda olduğu şekilde doğrudan etkilidir. Bireysel başvuru konusu yapılabilir.

ZAMAN YÖNÜNDEN YETKİ
AYM Kanununda 23 Eylül 2012 kritik bir tarihtir. Bu tarihinden önce kesinleşmiş kararlar, bireysel başvuru konusu olamaz. Bundan öncekilerde zaman yönünden yetkisizlik söz konusudur. İHAM başvuru yolu ise 1989 yılından önce kabul edilmiştir, öncekiler başvuru konusu yapılamaz.
Süregelen ihlaller denen bir kavram vardır, bu bir istisnadır. Örneğin 1992 yılında işkence gördünüz, savcılığa gittiniz ve vaka sürüncemede kaldı. 2017’de bireysel başvuru konusu yapılabilir mi? Evet yapabilir, kesinleşmiş bir yargı kararı değil süregelen bir ihlal vardır. Bu istisnayı AYM’nin dikkate aldığı kararlar da var almadıkları da var.


Etiketler: bireysel başvuru nasıl yapılır? bireysel başvuru nedir? Anayasa mahkemesine bireysel başvuru nasıl yapılır? Aym bireysel başvuru, anayasa mahkemesine nasıl başvurulur, ihas, avrupa insan hakları sözleşmesi, avrupa insan hakları mahkemesi, gerçek kişiler bireysel başvuru yapabilir mi? tüzel kişiler bireysel başvuru, kamu tüzel kişileri bireysel başvuru

Yorumlar