Borç İlişkisinin İçerdiği Hak ve Yükümlülükler - Borçlar Genel Hukuku Notları #4


Hak sahibi ile yükümlüyü birbirine bağlayan hukuki bağa, hukuki ilişki denir. Hukuki bağ, hukuki ilişkiye katılan taraflardan biri veya bir kısmı için bir hakkı, diğer taraf için de bir yükümlülüğü ifade eder. Böylece her hukuki ilişki kural olarak bir hak ile bu hakka tekabül eden bir yükümlülükten oluşur. Hukuki ilişkinin kendisine hak verdiği kişiye hak sahibi, yükümlülük yüklediği kişiye de yükümlü adı verilir

Hukuki ilişkinin içerdiği hak, hukukça korunan ve kullanılması hak sahibinin iradesine bırakılan menfaati ifade eder. Hakkı, sahibine hukuk düzeninin diğer kişilere karşı tanımış olduğu ayrıcalık olarak tanımlamak mümkündür. Hukuki yükümlülük ise, hukuk düzeninin kişilere yönelttiği ve uyulması zorunlu emirlerdir. Hukuki yükümlülük ilke olarak başka bir kişinin hakkına tekabül eder. Bununla birlikte, hukuk düzeni bazen istisnai de olsa bir hakka tekabül etmeyen hukuki yükümlülükler de koyabilir. Bir kişinin özel hakkına tekabül etmeyen hukuki yükümlülükler de (örneğin trafik normları) hukuk normlarından doğar.

BORÇ İLİŞKİSİNİN İÇERDİĞİ HAKLAR 

  1. Asli haklar: Borç ilişkisinin içerdiği asli hak alacak hakkıdır. Alacaklıya, borçludan borçlanmış olduğu edimi talep yetkisi verir. Alacak hakkında alacaklının muhatabı sadece borçludur. Alacaklı üçüncü kişilere karşı alacak hakkını, ilke olarak ileri süremez. Bu özelliği nedeniyle alacak hakkı nisbi bir haktır. Borç ilişkisinin alacaklıya sağladığı ilk ve asli hak olan alacak hakkı, yararlanma hakları arasında yer alır.
  2. Yan haklar: Alacak hakkının amacına hizmet eden, ancak bu haktan ayrı özel nitelikteki haklardır. Yan haklar, alacak hakkının bir parçası değildir. Alacak hakkını genişleten (faiz, gecikme tazminatı, ifaya ekli cezalar) ve garanti eden (kefalet, rehin, hapis hakları) yan haklar olarak ikiye ayrılır
  3. İkincil haklar (tali haklar): Düzenleme haklarıdır. Yararlanma haklarını etkileyen (onları kuran, değiştiren, devreden veya ortadan kaldıran) haklardır. * Yenilik doğuran haklar * Def’i hakları ve * Yönetim haklarından ibarettir. 

BORÇ İLİŞKİSİNİN İÇERDİĞİ YÜKÜMLÜLÜKLER

Borç ilişkisinin diğer hukuki ilişkilerden farkı, hak sahibi sıfatını taşıyan alacaklı karşısındaki yükümlü kişinin, yani borçlunun sayısal olarak belirli ve sınırlı olmasıdır.

Borçlunun, alacaklı karşısındaki asli yükümlülüğü edim yükümlülüğüdür. Edim yükümlülüğü, borçlunun alacaklı yararına borçlandığı, gerçekleştirmek zorunda olduğu bir menfaat, bir davranıştır. Borç ilişkisi, edim yükümlülüğü yanında diğer bazı yan yükümlülükleri de içerir. Yan yükümlülükler ya asli edimin tam ve doğru olarak ifasına yardım ederler ya da alacaklının edim menfaati dışında kalan diğer mal ve şahıs varlığı değerlerinin muhtemel bir zarardan korunmasına hizmet ederler 

1. Sözleşmeden doğan ilk yükümlülükler – ikincil yükümlülükler: 

İlk yükümlülükler; sözleşmeden doğan her türlü yükümlülüklerdir. Borç ilişkisi ile aynı anda doğar
İkincil yükümlülükler; asli edim yükümlülüğünün, yan edim yükümlülüğünün ve yan yükümlülüklerin borçlu tarafından ihlal edilmesi hallerinde (özellikle kusurlu ifa imkânsızlığı, gereği gibi ifa etmeme ve temerrüt halleri) ödenmesi gereken tazminat yükümlülüğüdür. Borç ilişkisi ile aynı anda değil, daha sonra doğar. İkincil yükümlülük asıl borç ilişkisine dayanır, asıl borç ilişkisinin içeriğini değiştiren veya genişleten bir yükümlülüktür. Asıl borç ilişkisi ortadan kalkmaz. 

2. Edim yükümlülükleri (asli ve yan edim yükümlülükleri) - yan yükümlülükler: 

a. Asli edim yükümlülüğü:
Sözleşmenin türünü, tipini, özellik ve niteliklerini belirleyen, sözleşmeden beklenen asıl amacı simgeleyen yükümlülüktür, borçlunun yerine getirmek zorunda olduğu asıl borçtur. Asli edim yükümlülükleri, borç ilişkisinin birinci derecedeki içeriğini oluşturan, yan edim yükümlülüklerinden bağımsız, doğrudan doğruya ifası dava edilebilen yükümlülüklerdir. Asli edim yükümlülükleri, iki tarafa tam borç yükleyen sözleşmelerde karşılıklı yükümlülükleri oluştururlar.

b. Yan edim yükümlülüğü: 
Asli edim yükümlülüğü asıl borcu ifade ederken, yan edim yükümlülüğü de yan borcu ifade eder. Sözleşmeden doğan yükümlülükler yalnız asli edim yükümlülüklerinden ibaret değildir, bazı yan edim yükümlülükleri de mevcut olabilir. Kanundan doğan yan edim yükümlülüklerinin yanında taraflar da sözleşme özgürlüğüne dayanarak bazı yan edim yükümlülükleri koyabilirler. Örneğin kira sözleşmesinde kira parasını ödeme borcu yanında yaz aylarında bahçeye bakmasını kararlaştırabilirler. Bu yan edimler asli olmayan yani sözleşmenin tipini belirlemeyen, asli edime bağlı, ikinci derecede bir nitelik ve amaç taşıyan edimlerdir. İkinci derecede nitelik taşısalar bile borçlu yönünden bir borcu, alacaklı yönünden de bir hakkı ifade ederler. Bu nedenle alacaklı, yan edim yükümlülüklerini gerektiğinde asli edim yükümlülüğünden bağımsız olarak talep edip, bunun ifasını dava edebilir.

Yan edim yükümlülüğü içeren sözleşmeler karma sözleşmelerle karıştırılmamalıdır. Karma sözleşmelerde tarafların kararlaştırdıkları edimler, çeşitli sözleşme tiplerine ait asli edimlerdir. Oysa taraf iradeleriyle herhangi bir sözleşmeye konulan yan edim yükümlülükleri, başka bir sözleşme tipinde asli edim yükümlülüğü olsalar bile, bizzat tarafların iradeleriyle asli edime tabi ve ikinci derecede bir edim, dolayısıyla bir yan edim yükümlülüğü haline getirilmiştir. Yan edimlerin başka sözleşmelerde asli edim olması o sözleşmeyi karma sözleşme yapmaz.

Yan edim yükümlülükleri, iki tarafa tam borç yükleyen sözleşmelerde karşılıklı yükümlülükleri oluştururlar. Karşılıklı veya denk yan edim yükümlülüğü de denilir. Sözleşme ilişkisinde yan edim, ancak asli edimle birlikte söz konusu olur. Asli edimin olmadığı bir sözleşmede yan edim de olmaz.

Yan edim yükümlülüklerinin doğuş kaynakları: 

1) Kanundan doğan yan edim yükümlülükleri: 
Örnekler: Satış sözleşmesinde “devir ve taşıma giderleri” başlıklı 211. mad; ölçme ve tartma gibi devir giderleri satıcıya, satılanı devralmak üzere yapılan giderler alıcıya aittir. Bu devir giderleri, kanunun alıcı ve satıcıya yüklemiş olduğu yan edim yükümlülüğüdür. 226. mad; satılanın başka yerden gönderilmesi alıcıya bir koruma yükümlülüğü öngörmektedir. Alıcı, ayıplı olduğunu ileri sürdüğü satılanın korunması için gerekli önlemleri almaksızın onu satıcıya geri gönderemez. Bu koruma yükümlülüğü yan edim yükümlülüğüdür. 317. mad; kiralananın olağan kullanım giderlerini ödeme borcu, kiracıya kanundan dolayı düşen yan edim yükümlülüğüdür. 

426. mad; işverenin işçiye hizmet belgesi verme borcu yan edim yükümlülüğüdür. 553. mad; rekabet yapma yasağı yan edim yükümlülüğüdür. 417. mad; işverene yüklenen işçinin kişiliğinin korunması yükümlülüğü bazı yazarlara göre yan edim yükümlülüğüdür. Bizce bu yükümlülük, hizmet sözleşmesinin sosyal içeriğini oluşturan bir asli edim yükümlülüğüdür.

Taraflar isterlerse, kanuni yan edim yükümlülüğünü asli edim yükümlülüğü haline getirebilirler. Bu takdirde söz konusu sözleşme, karma sözleşme değil, birden çok asli edim yükümlülüğünü içeren tek, yalın sözleşme niteliğini korur. 

2) Sözleşmeden doğan yan edim yükümlülükleri: 
Taraflar sözleşmenin içeriğini belirleme özgürlüğüne dayanarak hukuk düzeninin sınırları içinde sözleşmeye diledikleri yan edim yükümlülüklerini koyabilirler. Örneğin satıcı, satılan makinenin kurulması ve bakım, kontrol borcunu yan edim yükümlülüğü olarak üstlenebilir. Örneğin hizmet sözleşmesinin sona ermesinden sonra rekabet yasağı taraflarca düzenlenmiş bir yan edim yükümlülüğüdür. Örneğin satıcının satılanı alıcıya gönderme yükümlülüğünü üzerine alması veya ambalaj ve paketleme yükümlülüğünü alması bir yan edim yükümlülüğüdür.

3) Dürüstlük kuralından doğan yan edim yükümlülükleri 

c. Yan yükümlülükler: 
Bağımlı yan yükümlülükler veya diğer davranış yükümlülükleri de denir. 
Yan yükümlülüklerin en büyük özelliği, bunların edim ve özellikle asli edim yükümlülüklerine bağımlı bir nitelik taşımaları, bu sebeple de bağımsız bir varlığa sahip olmadıkları için, borçlunun bunlara aykırı davranması halinde, alacaklının, bağımsız bir ifa davasıyla bunların yerine getirilmesini talep edememesidir, sadece doğan zararın tazminini dava edebilir. Yani, alacaklıya edim (ifa) davası değil, sadece tazminat davası açma imkânı veren yükümlülüklerdir. 

Yan yükümlülükler; ifaya yardımcı yan yükümlülükler ve koruyucu yan yükümlülükler olmak üzere ikiye ayrılır. İfaya yardımcı yan yükümlülükler; asli edimin sözleşmenin amacına uygun olarak tam ve doğru bir şekilde ifasına hizmet ederler.  

İfaya yardımcı yan yükümlülükler: 
  • Hazırlama,
  • Aydınlatma (açıklama),
  •  Muhafaza,
  • Borçlunun/alacaklının işbirliği
  • Sağlama, 

Örnek

satış sözleşmesinde satılan malın temin edilip hazır bulundurulması (hazırlama), kütüphane memurunun istenilen kitabı arayıp bulması (sağlama), satılanın alıcıya teslim edilmesine kadar muhafaza edilmesi (muhafaza), bir makinenin satımında alıcıya bilgi verilmesi (aydınlatma) yardımcı yan yükümlerdir. Borçlunun/alacaklının işbirliği yükümlülüğü de yardımcı yan yükümlülüktür. Yan yükümlülükler dürüstlük kuralından, güven ilişkisinden doğar.

3. Edim yükümlülükleri - Koruma yükümlülükleri 

İfa menfaati yanında yer alan bir diğer menfaat, alacaklının korunma menfaatidir (bütünlük menfaati)

Tarafların borç ilişkisinin konusunu oluşturan edimle ilgili ifa menfaati dışında kalan diğer mal ve kişi varlığı değerlerine zarar vermeme, bunların korunması yükümlülüğüne koruma yükümlülüğü denir.

Korunma yükümlülükleri; sözleşme kurulmadan önce ve özellikle sözleşme görüşmeleri esnasında, edimin ifası sırasında ve hatta sözleşme sona erdikten sonra da söz konusu olabilir. Sözleşme kurulamamış ya da sonradan geçersiz hale gelmiş olması halinde de bu yükümlülüklere uyulmalıdır.

 Koruma yükümlülükleri, aslında nitelikleri itibariyle yan yükümlülükler içinde yer alırlar. Bu nedenle borçlunun bu yükümlülükleri ihlali halinde, koruma yükümlülüklerinin bağımsız olarak ifası, ilke olarak dava edilemez, ancak tazminat davası açma imkânı vardır.

EDİM YÜKÜMLÜLÜKLERİNDEN BAĞIMSIZ BORÇ İLİŞKİLERİ 

Birbiriyle sözleşme görüşmelerine veya sosyal temas ya da işlem yapma temasına giren kişiler arasında içeriği sadece koruma yükümlülüklerinden oluşan bir borç ilişkisi doğar. Bu ilişkiye katılanlardan biri koruma yükümlülüklerini ihlal ederse, diğer taraf aleyhine doğan zararı tazmin etmek zorunda kalır. Bu tazmin yükümlülüğü, niteliği itibariyle ikincil (tali) edim yükümlülüğüdür. İkincil (tali) edim yükümlülüğü ilk yükümlülüklerin (edim ya da yan yükümlülük) ihlali halinde söz konusu olur. Koruma yükümlülükleri, yan yükümlülükler içinde yer alırlar. Sonuç olarak edim yükümlülüklerinden bağımsız borç ilişkilerinde borç, henüz edim yükümlülükleri doğmadan sırf sosyal temasa geçmiş olmaları nedeniyle taraflar arasında kurulmuş bulunan koruma (yan) yükümlülüklerinin ihlalinden doğmaktadır.

Edim yükümlülüklerinden bağımsız borç ilişkileri; sözleşme görüşmelerinden doğan borç ilişkileri (örneğin, mağazaya alışverişe giden kişini mağazada yaralanması) ile üçüncü kişiyi koruyucu etkili sözleşmelerden doğan borç ilişkilerinde (örneğin A, B’nin evine kitaplık yapıyor, ama kötü monte sebebiyle kitaplık raflarının düşmesi ile oğlu C yaralanıyor) söz konusu olur. Üçüncü kişiyi koruyucu etkili sözleşmelerden doğan borç ilişkilerinin doğması için daima, asli nitelikte bir borç ilişkisinin mevcut olması gerekir.

Edim yükümlülüklerinden bağımsız borç ilişkisinin kaynağı, dürüstlük kuralıdır. Bu tür borç ilişkileri sözleşmeye dayalı olmayıp, kanuni borç ilişkisidir. Görüşmeler sonunda sözleşme kurulursa, edim yükümlülüklerinden bağımsız borç ilişkisi akdi borç ilişkisine mi dönüşür yoksa öncesinde olduğu gibi 7 kanuni borç ilişkisi niteliğini sürdürecek midir? Doktrinde iki görüş vardır. İlk görüş; bu niteliğini korur. İkinci görüş; edim yükümlülüklerinden bağımsız borç ilişkisi sözleşmeye dâhil olur ve akdi borç ilişkisine dönüşür

YÜKÜMLÜLÜK İÇERMEYEN DAVRANIŞ: KÜLFET 

Hukuk düzeni diğer kişiye, külfet yükümlüsüne karşı, külfeti oluşturan davranışı yerine getirmeye ilişkin bir talep ve dava hakkı tanımamıştır. Külfet yükümlüsü bu davranışı yerine getirmediği takdirde ya elde etmesi mümkün olan bir hakkı kazanamaz ya da böyle bir hakkı kaybeder (örneğin alıcının, satın aldığı bir maldaki ayıbı satıcıya bildirmesi). Zarar gören, zararın doğmasını veya artmasını önleyici şekilde davranmak zorundadır. Bu davranış da bir külfettir. Bu davranışı yapmayıp zarar gören ya tazminattan yoksun kalır ya da daha az tazminat alır. 

Etiketler : borç ilişkisi, haklar ve yükümlülükler, hak, yükümlülük, yan edim, borçlar genel, borçlar genel notları, asli haklar, yan haklar, ikincil haklar, edim yükümlülüğü, yan edim, koruma yükümlülüğü, külfet

Yorumlar